Browse By

ETİLEN UZAKLAŞTIRMA YÖNTEMİ OLARAK POTASYUM PERMANGANAT VE OZON UYGULAMA SİSTEMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Etilen gazı, taze sebze, meyve ve kesme çiçeklerde olgunlaşma hormonu olarak görev yapmaktadır. Depolama, sevkiyat ve satış noktalarından oluşan tedarik sürecinde ortamda ETİLEN GAZI’nın birikmesi taze ürünlerin zamanından önce olgunlaşması, ağırlık kaybı, siyah beneklerin oluşumu, küflenme gibi istenmeyen etkilere neden olmaktadır. Ciddi miktarlarda atık oluşmasına neden olan ETİLEN GAZI’nın ortamdan uzaklaştırılması için farklı teknolojiler mevcuttur. Bunlardan en çok konuşulan iki alternatifi kısaca inceleyecek olursak:

004

Potasyum Permanganat emdirilmiş kil tanelerinden oluşan saşe, filtre ve depolarda kullanılan emici cihaz modelleri, doğal bir koruma yöntemidir. Oksidasyon yöntemi ile etileni emen bu teknoloji, uygun fiyatı, doğa ve kullanıcı dostu bileşeni ve organik ürünlerde de kullanılabilirliği ile en çok tercih edilen yöntemdir. Etilenin yanısıra uçucu organik bileşenleri de emebilen potasyum permanganatlı kil taneleri klimaterik olmayan ürünlerdeki botrytis cinerea (kurşuni küf) gibi sorunları engellemektedir. Örneğin; Nar, oksijen veya etilen hassasiyeti olan bir ürün değildir. Fakat kararmaya yatkındır ve çürümeye botrytis mantarı neden olur. Ortamdaki havanın filtrelenerek temizlenmesi, bu mantarın ürün üzerinde tetiklenmesini önlemekte ve havanın hijyenik durumu meyveye faydalı olmaktadır. Kısaca, hava filtrasyonu sayesinde ortamda bulunan, spor oluşumu fark edilmeyen kontamine bir ürünün varlığında dahi bu sporlar diğer ürünleri kontamine etmeden filtrelenmekte ve zarar en aza indirilmektedir.

Ozonlama uygulamasına bakıldığında; güvenli konsantrasyonlarda ozon salımı ile uygulama yapan bu yöntem hakkında University of California’nın yaptığı çalışmaya göz atmak faydalı olacaktır. Bu araştırmada belirtildiği üzere Ozonlama, etilen emilimi için istenilen derecede etkili bir yöntem değildir. Başlıca sebeplerinden biri, düşük miktardaki ozonun ortamdaki etilen ve uçucu organik bileşen molekülleri ile etkileşiminin, dolayısı ile uzaklaştırma süresinin çok yavaş olmasıdır. Makalede belirtilen bir diğer önemli husus ise fazlası ürünlerin dokusuna da zarar veren ozon, korozif olması sebebi ile soğuk oda ekipmanlarında sorun yaratarak, bakım onarım maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır.
Diğer bir önemli husus ta şudur; korozyon sorunundan kurtulmak amacı ile ozon doğrudan soğuk odaya uygulanmamalıdır. Bunun yerine havanın ozon odasından geçmek için zorlanması ile uygulama yapılmakta, bu şekilde korozyon ve meyve dokusunda hasar ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Fakat mevcut ozon uygulama ekipmanlarınca sağlanan düşük ozon akış hızı (birim saatteki çevirim hacminden çok daha azdır) depolama alanında etileni güvenli konsantrasyon sınırında tutmak, etileni hızla elimine etmek için gereken miktarda değildir.

Unknown

İnsan sağlığı ve iş güvenliği açısından da inceleme yapan Trevor Suslow, çalışmasında “İnsanların 4 ppm ve üzeri konsantrasyondaki ozon seviyeleriyle uzun süreli teması ölümcüldür. 0.01 ile 0.04 ppm seviyelerinde ise koku duyusuyla bile teşhis edilebilir. Federal İş Güvenliği ve Sağlık İdaresi (OSHA), 8 saatlik maruz kalma durumu için 0.1 ppm, 15 dakikalık devreler için ise 0.3 ppm limiti koymuştur. 1 ppm seviyesine ulaştığında ise, rahatsız edici ve keskin bir koku yayarak, gözleri ve boğazı yakmaya başlar.’’ ifadelerini kullanmıştır.

University of California’da yapılan çalışmanın detaylarına vermiş olduğumuz linkten ulaşabilir, etilen ile ilgili sorularınız için bilgi@sedef.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.

http://anrcatalog.ucanr.edu/pdf/8133.pdf

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


3 + = 10

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.